Maalesef ki ülkemizin de içinde bulunduğu ekonomik bir kriz ile iç içeyiz. Ama benim sizlerle paylaşmak isteğim ülkemizdeki bu krizin psikolojik olarak insanlarımızı derinden etkilemek için bir art niyet olarak görüyorum. Ülkemiz bu kriz dönemindeyken keyif ve mutlu bir şekilde yaşamalarına rağmen, dar gelir ve dar boğaz kavramlarınından dışarı çıkamayan kişiler var. Krizden etkilenen bir vatandaşımızı sizlere örnek olarak yansıtmak isterim:
… Kriz öncesi 2008 yaz aylarından küçük kareler: Hafta sonu ailesini alışverişe çıkaran bir baba düşünün. Tatil için otel rezervasyonları ayarlanmış, gideceği yerde harcanacak para belirlenmiş ve tüm programlarını yapmış. Bu baba ailesi için çalışır, kaynak oluşturur ve onların ihtiyaç olarak gördüğü şeyleri yerine getirir. Bunların en başında ise yukarıda bahsedilen tatil programı var…
Şimdi ise 2009 yaz tatilinde bu ailenin kriz zamanında yaşadığı küçük kareler:
Aile tatil öncesi alışverişine gider, otel rezarvasyonları yapılır ve yine tatil bölgesinde yapılacak aktiviteler için belirli bir kaynak ayırır. Peki kriz dediğimiz bu yıkıcı kelime, “Bu ailede neleri yıkmış ve neleri yıpratmıştır?” sorusunu sormamak elimde değil. Demek ki ülkemizde yaşanan kriz tablolarından tatil ve sosyal aktivitelerin içerisinde yer almayan vatandaşlarımız etkileşim yaşamaktadırlar.
Bu sonuca göre de ülkemizin aslında uzun yıllardır bir krizin içerisinde olduğunu anlatan bir sonucu bizlere göstermektedir. Bizler aynı mutluluk ve keyifleri yaşamamıza rağmen kimler bu krizi abartı halde insanlarımıza sunuyor? Ve kimler bu krizlerden kendilerine bir menfaat sağlıyor? Krizlerde birileri sokağa çıkar, derki: “Ülke krizin eşiğinde. Bugün, yarın patlayacak. Gel şu elimizdeki evlerimizi, işlerimizi satalım ki bizler fazla etkilenmeyelim.” Aslında bu kriz terimi insanları psikolojik olarak çökertmeye yetecek bir eylemdir.. İşte bu kriz söylentilerinin her dönemde bazı fırsatçıların ekmeğine yağdan da öte bal olmuştur.
Neden mi?
Bu fırsatçılar aslında yeni sektörlere açılmanın en iyi zamanı olarak bu kriz dönemlerinin olduğunu bilmektedir. Bununla birlikte bizlere ‘kriz’ korkusunu aşılayarak bulunduğumuz sektörden yavaş yavaş kaçmamızı sağlamaktadır. Sonuç ise mevcut sektörümüzü tamamen unutmamız anlamına gelmektedir… Bu şu demektir… Ekonomi içerisindeki ekosistem kavramında, küçük üretimci ve orta düzeydeki iş sektörleri, büyük üretimci ve büyük sektörler tarafından yok edilmektedir. Bizler de bununla birlikte krizin bazı büyük iş alanlarının isteklerine göre oluştuğunu görmekteyiz.
Bu sahte ve acımasız kriz depreminde bizler, “Madem evimiz bu krizde yıkılacak, ben de satayım kurtulayım” diyenlerden olmayalım. Çünkü bizler bu mantıkta krizi yorumlar ve sahip olduğumuz o küçük şeyleride hayatımızdan çıkarırsak işte o an kriz bizim de kapımızda demektir. Psikolojik krizlerden etkilenmemeniz dileğiyle…
Hoşçakalın.



semih demirkan
7 ays önce
kriz kriz desinler dursunlar..insan günde yavan 1 ekmekle bile ölmeden yaşayabilir..kriz parayı çok sevenleri vurur ama yine de aziz milletimiz tabiki refah içinde yaşasın diyoruz..çocuklarımız güzel şekillerde büyüsünler..çoluk çocuk sahibi olmadığımdan rahatım..alırım bi köpek giderim köye..kurarım çadırı..köydekiler günde 1 ekmek verirler heralde bana eşek değillerya..
Bankacıdan
7 ays önce
Aziz dostum eline sağlık. Kriz konusunda nacizane bende birkaç şey söylemek isterim. Şimdi bizim ülkemizde çoğunluğu oluşturan ve orta direk diye tabir edilen bir kesim var. Bu kesimden her yıl alınan istatistiki veriler karşılaştırıldığında gelir ve giderlerinin fazla bir değişiklik göstermediği görülmektedir. Kriz çığırtkanlığı yapıldığı zaman bu kesim ürker ve bıçak gibi tüketimini keser. Mesela ayda 3 kangal sucuk tüketiyorsa bu dönemde 1 kangala düşer. Talebin düşmesi yani satışların azalması arz fazlası yani satış için üretilmiş, bir maliyet bağlanmış ürünleri raflarda çürütür. Fabrikalarda önce üretim durdurulur sonra işçiler ücretsiz izne çıkarılarak bu işin tek suçlusu sanki fabrikalarmış gibi üzerine kilit vurularak sanki hapse atılır. Bu ülkede yıllar yılı kriz böyle gelmiştir. Yani BAĞIRA BAĞIRA… Pekiiiii talebini kısan kesimin cebinde para birikti bu para ne olacak. Yerli üretimden talep kısılarak çekilen bu para yabancı üretime ÖTV indiriyle teşvik edilerek akıtıldı. Neden?? Ne dersiniz burda bir ALİ CENGİZ OYUNU varmıydı.
Düşünüyorum o halde varım…